Federal Hükümet'in büyük ortağı CDU/CSU, iktidardaki ilk yılını doldururken kamuoyu yoklamalarında sert bir düşüşle karşı karşıya; AfD'nin yükselişi ve koalisyon içindeki yapısal krizler, merkez sağın geleceğini tehdit ediyor.

ALMANYA’DA Şubat 2025 seçimlerinin ardından SPD ile kurulan "Büyük Koalisyon", birinci yılını doldururken Birlik Partileri (CDU/CSU) kanadında çanlar çalıyor. Mayıs 2026 itibarıyla yayımlanan INSA ve Forsa anketleri, Şansölye Friedrich Merz liderliğindeki merkez sağın sadece oy kaybetmekle kalmadığını, aynı zamanda ülkenin en güçlü partisi olma unvanını aşırı sağcı AfD’ye kaptırdığını ortaya koyuyor.

ANKETLERDEKİ ACI TABLO

Son verilere göre CDU/CSU’nun oy oranı yüzde 22-24 bandına gerilemiş durumda. Bu, 2025 federal seçimlerinde alınan yüzde 28,5'lik orana kıyasla ciddi bir erimeyi ifade ediyor. Daha da çarpıcı olanı, AfD’nin yüzde 27-28 seviyelerine ulaşarak Almanya genelinde birinci parti konumuna yükselmesi. Özellikle Doğu eyaletlerinde AfD'nin mutlak hakimiyeti, merkez siyasetin temsil krizini derinleştiriyor.

KRİZİN TEMEL TAŞLARI: GÖÇ, EKONOMİ VE KİMLİK

Kaim okurları için bu düşüşü üç temel eksende analiz etmek mümkün:

1. Entegrasyon ve Vatandaşlık Çıkmazı: Stuttgart’ta Şubat 2026'da gerçekleşen CDU kurultayında, vatandaşlığa geçiş şartlarının zorlaştırılması ve sekiz yıl şartının geri getirilmesi kararlaştırıldı. Ancak bu sertleşme, AfD’ye kayan seçmeni geri getirmeye yetmediği gibi, koalisyon ortağı SPD ile gerilimi tırmandırıyor.

2. Ekonomik Memnuniyetsizlik: Yüksek enerji maliyetleri ve sanayideki durgunluk, "geleneksel olarak ekonominin hamisi" görülen CDU’ya olan güveni sarsıyor. Merz'in "piyasa odaklı" söylemleri, geçim derdindeki geniş kitlelerde karşılık bulmakta zorlanıyor.

3. Liderlik ve "Erişilebilirlik" Sorunu: Friedrich Merz, parti içindeki %91’lik destek oranına rağmen halk nezdinde "mesafeli ve bürokratik" bulunuyor. Şansölye'nin özellikle genç seçmenle bağ kuramaması, Union'un demografik olarak daralmasına yol açıyor.

İSTİKRAR MI, FELÇ Mİ?

Büyük Koalisyon, kağıt üzerinde bir "istikrar hükümeti" olarak kurulsa da, Mayıs 2026 verileri bu ortaklığın seçmen nezdinde bir "çözümsüzlük ittifakı" olarak algılandığını gösteriyor. AfD’nin ana muhalefet rolünü sokakta ve sandıkta pekiştirmesi, CDU/CSU’yu "merkezde kalmak" ile "sağa kaymak" arasında kimliksiz bırakıyor.

Görünen o ki, 2026 yazı Alman sağının sadece oy oranlarını değil, varoluşsal rotasını da tartıştığı sıcak bir dönem olacak.