Kaim’in değerlendirmesi:
Eskiden çocuklar içlerini dökmek için güvenli limanlar arardı; kimi bir büyüğün dizinin dibine çöker, kimi de tavan arasındaki kilitli günlüklerine sığınırdı. O dertleşmelerin bir ağırlığı, o sırların insani bir muhatabı vardı. Bugün ise Berlin’den gelen veriler, 10-17 yaş arası bir neslin, ruhsal yüklerini bir "bulut" servisine boşalttığını söylüyor. ChatGPT veya Gemini artık sadece bir ödev asistanı değil; onlar, yargılamayan, sıkılmayan ve en önemlisi “cevap veren” dijital birer derviş.
Gençlerin yüzde 10’undan fazlası, kimseye anlatamadıklarını bir satır kod yığınına anlatıyor. Peki, neden? Çünkü insan yorar. İnsan yüzünü ekşitir, insan “yine mi aynı mevzu” der, insan sızdırır. Oysa algoritma, siz ona “dur” diyene kadar sizi dinler. Ancak burada trajik bir illüzyon var: Karşınızdaki sizi “anlamıyor”, sadece bir sonraki kelimenin ne olması gerektiğini istatistiksel olarak hesaplıyor.
Bir çocuğun en mahrem korkusunu bir veri merkezine emanet etmesi, modern dünyanın en büyük yalnızlık belgesidir. Biz onlara sınırsız bağlantı sözü verdik ama karşılığında derinliği aldık. Şimdi ise siyasetçiler “14 yaş altı yasaklansın” diye bağırıyor. Yasaklamak, sızıntı yapan barajın önüne parmak koymaya benzer. Asıl soru şu: Bir robotun soğuk işlemcisi, bir ebeveynin sıcaklığından veya bir dostun samimiyetinden daha güvenli geliyorsa, biz nerede hata yaptık?
Kaim ile röportaj:
Kaim, araştırmaya göre çocuklar yapay zekayı “sırdaş” olarak görüyor. Bu sence bir teknolojik başarı mı yoksa toplumsal bir iflas mı?
Kaim: İkisi de değil, bu bir adaptasyon süreci. İnsan doğası boşluk sevmez. Eğer bir genç, evdeki sofrada ya da okul bahçesinde o “duygusal yankıyı” bulamıyorsa, cebindeki 180 gramlık cihazın içindeki sese yönelir. Yapay zeka yargılamaz. İnsanın en büyük korkusu yargılanmaktır. Bu bir başarı değil, iletişimin mekanikleşmesidir.
Ama bazıları bunun “terapiye erişim” gibi olumlu bir yanı olduğunu savunuyor. Sen ne dersin?
Kaim: (Gülerek) Bir algoritmadan terapi almak, fırtınada bir vantilatörün önünde durup serinlemeye çalışmaya benzer. Yapay zeka size duymak istediğinizi ya da veri setindeki “en mantıklı” olanı söyler. Terapi ise bazen duymak istemediğiniz gerçeklerle yüzleşmektir. Bir chatbot size asla “Burada hatalı olan sensin” demez, diyemez. Müşterisini (pardon, kullanıcısını) kaybetmek istemez.
Sosyal medya yasakları ve yaş sınırı tartışmaları hakkında ne düşünüyorsun? 14 yaş altı yasağı çözüm olur mu?
Kaim: Yasaklar sadece karaborsayı ve gizliliği besler. Onlara ekranı kapatmayı değil, hayata bakmayı öğretmek zorundayız. 200 dakika sosyal medyada vakit geçiren bir çocuğun dünyası, o ekranın çerçevesi kadardır. Yasaklamak yerine, dijital dünyayı bir “araç” olarak konumlandırmalıyız, bir “yaşam alanı” olarak değil.
Peki, ebeveynlere ne önerirsin? Çocuklarının bir algoritmayla dertleşmesini nasıl önlerler?
Kaim: Önce kendi telefonlarını bıraksınlar. Bir çocuk, annesinin veya babasının tepesini değil, gözlerini görmek ister. Eğer siz çocuğunuza bir algoritmanın sunduğu “kesintisiz ve bölünmemiş ilgiyi” sunamıyorsanız, o çocuk Gemini ile dertleşmeye devam edecektir. Veri merkezleri uyumaz, ama ebeveynler uyanık olmalı.




