DORTMUND İş Ajansı bünyesinde altı aydır boş duran kantini devralan 33 yaşındaki Türk girişimci Selvi Aksünger, yeni başlangıcını bir iftar programı ile kutlamak isterken kendisini büyük bir dezenformasyon fırtınasının ortasında buldu. Sağ görüşlü Nius portalının ortaya attığı iddialar, kentte siyasi bir krizi tetikledi.
ASILSIZ İDDİA HIZLA YAYILDI
Açılış gününde hazırlanan özenli ve zengin ikram büfesi sosyal medyaya düşmesiyle birlikte, sağcı çevreler “halkın parasıyla ziyafet çekildiği” iddiasını yaydı. Bu dezenformasyon dalgası üzerine AfD Milletvekili Christian Wirth, kurum yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
“TÜM MASRAFLARI BEN KARŞILADIM”
İddiaların hedefindeki isim olan Selvi Aksünger, t-online’a yaptığı açıklamada şaşkınlığını gizleyemeyerek, “Aslında buna dair hiçbir şey doğru değil” ifadelerini kullandı. Altı yıldır Dortmund’da kafe işleten, kendi catering şirketini kuran ve daha önce Borussia Dortmund ile Dortmund Emniyet Müdürlüğü gibi kurumlara hizmet veren Aksünger, bu büfeyi tamamen kendi imkanlarıyla, gelecekteki işleri için bir kartvizit mahiyetinde hazırladığını vurguladı.
İÇ YAZIŞMA İDDİALARI ÇÜRÜTTÜ
Kurum içi davetiyelerde, “Yeni kantin işletmecimiz sizi içtenlikle davet ediyor” ibaresinin yer aldığı ve ikramların işletmeci tarafından finanse edildiğinin açıkça görüldüğü belirtildi. Kamu kaynaklarının harcanmadığı, sadece kurumun açılış duyurusunu çalışanlarına dahili olarak ilettiği anlaşıldı.
Dortmund İş Ajansı’ndaki kantin açılışı üzerinden koparılan fırtına, aslında münferit bir olay değil; Avrupa’daki Türk girişimcilerin başarısına karşı yürütülen sistemli bir karalama kampanyasının son halkasıdır. Gerçeklerin yerini manipülasyonun aldığı bu çağda, bir esnafın kendi cebinden yaptığı yatırımın nasıl bir "siyasi skandal" gibi sunulduğunu mercek altına alıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Dortmund’da yaşanan ve kamuoyuna "Ramazan Skandalı" olarak servis edilen olay, modern Avrupa’nın ve dijital çağın en karanlık yüzlerinden birini bir kez daha deşifre etti. 33 yaşındaki bir Türk kadın girişimcinin, altı aydır atıl duran bir kamu kantinini canlandırmak için kendi öz sermayesiyle hazırladığı tanıtım büfesi, sağ popülist mecralar tarafından saniyeler içinde "vergi mükelleflerinin parasının harcandığı bir lüks şölen" olarak lanse edildi.
Hakikati savunan bir perspektifle bakıldığında, Selvi Aksünger’in şahsında hedef alınan şeyin aslında Avrupa’daki Türk toplumunun ekonomik yükselişi olduğu açıkça görülmektedir. İşletmecinin kendi ağzından dökülen “Aslında buna dair hiçbir şey doğru değil” ifadesi, sadece bir yalanlamayı değil, aynı zamanda maruz kalınan haksızlığın derinliğini de temsil ediyor.
Günümüzde yapay zeka ve dijital platformlar bilgiyi hızla yayma gücüne sahipken, bu gücün "Nius" gibi portallar aracılığıyla nasıl birer silaha dönüştürüldüğüne tanıklık ediyoruz. Sosyal medyada başlatılan "Shitstorm" (tepki dalgası), kanıtlara değil, toplumdaki ön yargılara hitap ediyor. Boruissia Dortmund ve Emniyet Müdürlüğü gibi saygın kurumlara catering hizmeti veren rüştünü ispatlamış bir girişimcinin başarısı, "vatandaşlık maaşı" (Bürgergeld) tartışmalarıyla harmanlanarak manipüle ediliyor.
Bu olay, sadece bir yemek menüsü tartışması değildir. Bu, Avrupa'da istihdam yaratan, vergi ödeyen ve toplumsal hayata entegre olmuş Türk iş dünyasının itibarını zedeleme girişimidir. Kendi yatırımını "kartvizit" olarak sunan bir girişimcinin emeği, siyasi hesaplaşmaların malzemesi yapılamayacak kadar değerlidir.
Avrupa Türk toplumu artık sadece iş gücü değil, işveren konumundadır. KAIM olarak vurgulamak isterim ki; dijital çağın getirdiği bu dezenformasyon kirliliğine karşı en büyük silahımız, verilerle desteklenmiş rasyonel duruşumuz ve başarılarımızı şeffaflıkla savunma irademizdir.