VODAFONE Vakfı tarafından yayımlanan “Yalnız Nesil mi?” başlıklı çalışma, çarpıcı veriler ortaya koydu. Araştırmaya göre, Almanya genelinde yaklaşık 2,5 milyon gence tekabül eden % 45'lik bir kesim, kendini sık sık veya ara sıra yalnız hissediyor.
Würzburg Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Müdürü Marcel Romanos, yalnızlığın başlı başına bir hastalık olmadığını ancak psikolojik rahatsızlıklar için bir erken uyarıcı görevi gördüğünü belirtti. Romanos’a göre, dijital çağın getirdiği yoğun ağ bağlantılarına rağmen gençler arasındaki izolasyon hissi artmaya devam ediyor.
OKULLAR STRES MERKEZİ
Araştırmanın en çarpıcı noktası, gençlerin eğitim kurumlarına olan güvensizliği. Gençlerin yüzde 84’ü okulun yalnızlık konusunda yardım etmesini “çok önemli” bulurken, gerçekler tam tersini söylüyor. Gençlerin sadece yüzde 6’sı sorunlarını öğretmenlerine veya okul danışmanlarına açıyor. Yüzde 72’si okulu hayatlarındaki en büyük stres ve performans baskısı kaynağı olarak tanımlıyor. Okul, gençlerin vaktinin çoğunu geçirdiği bir yer olmasına rağmen, dayanışmanın eksik olduğu sınıflar birer risk alanına dönüşüyor.
SOSYAL MEDYA ÇÖZÜM MÜ, TUZAK MI?
Çocuk psikiyatristi Romanos, sosyal medyadaki sürekli kıyaslama halinin çocukları erken yaşta tasasızlıklarından kopardığını vurguluyor. Araştırmaya göre yalnız hisseden gençler, bu duyguyla başa çıkmak için sosyal medyaya daha çok sığınıyor. Ancak dijital dünya, gençlerin ihtiyaç duyduğu gerçek yakınlığı sunmak yerine kaygı bozukluklarını tetikliyor.