KİRALIK bir daire arayan, ancak isminden dolayı ayrımcılığa maruz kalan Pakistanlı öğretmen Humeira Waseem ve avukatı Fatma Bostan, Gazete Pazar’a verdikleri demeçlerinde önemli bilgiler paylaştı.
EMLAKÇI GEÇİT VERMEDİ
GÖÇMEN kökenli iki kadının ayrımcılığa karşı verdiği kararlı hukuk mücadelesi Almanya’nın gündemine otururken, bir emlakçı üzerinden konut kiralamak isteyen herkese rahat nefes aldırdı. Bir daire kiralamak isteyen Humeira Waseem, emlakçı üzerinden başvuruda bulundu.
ALMANCA İSİMLE DENEDİ
ANCAK emlakçı, dairenin bir başkasına kiralandığını söyledi. Bunun üzerine hayali bir Alman ismiyle müracaat eden kadına, daireyi gezebileceği söylendi. Waseem, isminden dolayı ayrımcılığa uğradığını görünce avukat Fatma Bostan’a gitti. Olayı baştan sona dinleyen Bostan, emlakçıdan davacı oldu.
TOPU EVSAHİBİNE ATTI
EMLAKÇI ise yaptığı savunmasında kendisinin değil, evsahibinin sorumlu olduğunu iddia etti. Bostan, bir konutun kiralanabilmesi öncelikle emlakçının rıza göstermesi gerektiğini belirterek, sorumluluğun emlakçıda olduğunu savundu.
ANAYASA MAHKEMESİ HAK VERDİ
ANAYASA Mahkemesi’ne taşınan davada hakimler Fatma Bostan’ın savunmasını yerinde buldu ve emlakçının tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti. İsmi nedeniyle ayrımcılığa uğrayan Pakistanlı öğretmen Humeira Waseem’in açtığı dava ve avukatı Fatma Bostan’ın yürüttüğü hukuki süreç, benzer durumlar yaşayan binlerce kişi için umut ışığı oldu.
GAZETE PAZAR’A KONUŞTULAR
GAZETE Pazar muhabiri Fatih Yılmaz’a konuşan iki kadın, 3 yıl süren dava sürecini anlattı. Almanya’da doğup büyüyen, eğitimini burada tamamlayan ve öğretmen olarak görev yapan Humeira Waseem, Alman vatandaşı olmasına rağmen yalnızca ismi nedeniyle farklı muamele gördüğünü belirtti.
BENİ DERİNDEN YARALADI
WASEEM, yaşadığı ayrımcılığın kendisini derinden yaraladığını ifade ederek, “Burası benim vatanım. Tüm görev ve sorumluluklarımı yerine getirmeme rağmen, Alman bir isme sahip biriyle aynı şekilde muamele görmüyorum” dedi.
MÜCADELEMDEN VAZGEÇMEDİM
DAVA süreci boyunca zor anlar yaşandığını dile getiren Waseem, ilk aşamada davayı kaybetmelerinin umutsuzluk yarattığını, ancak avukatı Fatma Bostan’ın desteğiyle mücadeleden vazgeçmediğini söyledi. Waseem, “Bu sadece benim davam değildi. Pek çok insanı ilgilendiren bir meseleydi. Hak aramanın karşılığını bulduğunu gördük” diye konuştu.
TOPLUMSAL AYRIMCILIK MESELESİ
DAVAYI yürüten avukat Fatma Bostan ise müvekkilinin anlattıklarının bireysel bir olaydan çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Bostan, “Bu dava, hukuki ve toplumsal bir ayrımcılık meselesiydi. Kabul edilemezdi ve mutlaka hukuk önünde değerlendirilmeliydi” dedi.
EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR
GÖÇMEN kökenli bir avukat olarak benzer vakalarla sıkça karşılaştığını belirten Bostan, bu davayı özel kılan noktanın ayrımcılığın güçlü belgelerle ispatlanmış olması olduğunu söyledi. Bostan, davanın Dava sürecinin Almanya’daki Eşit Muamele Yasası’na dayandırıldığını belirten Bostan, mahkemenin verdiği kararın emsal niteliği taşıdığını belirtti.
AYRIMCILIKLA MÜCADELE DAİRESİNDEN TEBRİK
BOSTAN, “Hiç kimse kökeni, dili, dini, yaşı ya da sağlık durumu nedeniyle ikinci sınıf muamele göremez” dedi. Fatma Bostan, bu kararın diğer mağdurlar için de yol gösterici olacağını ifade etti. Öte yandan Almanya Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’nin de dava sonrası Avukat Fatma Bostan’ı yazılı olarak tebrik ettiği öğrenildi. Kurumun, kararın emsal niteliğini memnuniyetle karşıladığı ve yasal düzenlemeler açısından önemli bir zemin oluşturduğunu bildirdiği aktarıldı.













