1964 yılında, gurbetçilerin tabiriyle "Köln Radyosu" (WDR Köln Radyosu) yayın hayatına başladığında, sadece bir radyo programı değildi. Memleketten binlerce kilometre uzakta, bilmedikleri bir dilde ve kültürde hayatta kalmaya çalışan birinci nesil Türkler için adeta bir can simidiydi. İnternetin, uydunun, cep telefonlarının olmadığı o karanlık dönemde, akşam saatlerinde radyo başına kilitlenen işçiler, memleket havadislerini, iş hukuku haklarını, acı ve tatlı haberleri hep o mikrofondan dinlediler.
Köln Radyosu, anadilinde duyulan bir selam, sıla hasretini dindiren bir türkü, yabancı bir coğrafyada "yalnız değilsiniz" diyen o sıcak sesti. Birinci neslin entegrasyonuna, Almanya’yı yurt edinmesine rehberlik eden bu efsanevi kürsü, zamanla kurumsallaşarak "Funkhaus Europa" adını aldı.
KİMİN SOKAĞI?
Kültürel çeşitliliği koruma iddiasıyla daha sonra Cosmo adını alan kanal, on yılı aşkın süredir ondan fazla dilde yayın yaparak Almanya'nın kozmopolit yapısının en net aynası oldu. Ancak WDR, aldığı son kararla Nisan 2027 itibarıyla Cosmo’yu kapatacağını ve yerine gençlik kanalı çatısı altında 1Live Street adlı bir hip-hop kanalı kuracağını açıkladı.
İşte asıl büyük vehamet ve saygısızlık tam olarak burada başlıyor. Koskoca bir göç tarihini, rengarenk bir kültürel mozaikle harmanlanan dilleri ve kimlikleri, sırf "tasarruf" adı altında yok etmek hangi kamu yayıncılığı ilkesine sığar? Almanya’da aşırı sağın bu denli yükseldiği, göçmenlerin aidiyet duygusunun zedelendiği bir dönemde, çok dilli yayıncılığın fişini çekmek, açıkça "Artık sizin sesinize ihtiyacımız yok" demektir.
GİZLİ DIŞLAMA
Yeni kanalın adının "Street" (Sokak) olarak belirlenmesi ise tam bir stereotip (kalıpyargı) faciasıdır. WDR yönetimi, Almanya'daki milyonlarca göçmen kökenli insanı sadece "sokakta rap dinleyen, getto kültürüne sıkışmış" bir kitle olarak gördüğünü bu isimle tescillemiştir. Göçmenlerin bu ülkenin edebiyatına, akademisine, siyasetine ve sanatına yaptığı katkıları görmezden gelip, onları sadece "Street" kelimesiyle etiketlemek, en hafif tabirle vizyonsuzluk, daha derin bir okumayla ise sınıfsal ve ırksal bir dışlamadır.
HAFIZAMIZ SİLİNİYOR
Cosmo’nun kapatılmasıyla birlikte birçok dildeki yayın tamamen son bulacak. Türkçe için ise sadece "dijitalde bir geliştirme" vaat ediliyor; yani geleneksel radyodan Türk sesini tamamen çekiyorlar. Birinci neslin Köln Radyosu ile attığı temeller, bugün modern yöneticilerin bütçe hesaplarında birer "fazlalık" olarak görülüyor.
Almanya'da bugün nüfusun neredeyse üçte birini göçmen kökenliler oluşturuyor. Biz bu ülkenin sokağında rastgele duran geçici misafirler değiliz; biz bu ülkenin fabrikasını, ekonomisini, kültürünü inşa eden kalıcı unsurlarıyız. WDR’in sesimizi kısma kararına karşı sessiz kalmamak, sadece bir radyoya sahip çıkmak değil, bu topraklardaki altmış yıllık emeğimize ve geçmişimize sahip çıkmaktır.
Çünkü biz buradayız ve sesimiz sadece "sokaktan" ibaret değil!