ROBERT Bosch Vakfı tarafından Leipzig Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Alman Okul Barometresi araştırması, çocukların ve gençlerin esenliğine dair çarpıcı sonuçlar sundu. İlk kez doğrudan öğrencilerin ve ebeveynlerin görüşlerine dayanan araştırma, pandemi sonrası dönemde ruh sağlığına dair endişe verici bir tablo çizdi.
YAŞAM KALİTESİNDE GERİLEME
Araştırma sonuçlarına göre, çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ile genel esenlik düzeyleri, koronavirüs pandemisi öncesindeki seviyenin hala belirgin şekilde altında seyrediyor. Gençlerin dörtte biri kendi yaşam kalitesini “düşük” olarak değerlendirirken, katılımcıların yaklaşık yüzde 20’si (her beş öğrenciden biri) kendisini psikolojik olarak yük altında hissettiğini belirtiyor. Özellikle düşük gelirli ailelerden gelen çocuklarda bu oran neredeyse üçte bire (yüzde 30) yükseliyor.
SAVAŞLAR VE GELECEK KORKUSU
Öğrencileri en çok endişelendiren konuların başında dünyadaki savaşlar, okuldaki başarı baskısı, küresel iklim krizi ve kendi geleceklerine dair duydukları korkular geliyor. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 27’si yaşam kalitesini “düşük”, yüzde 66’sı “orta” olarak tanımlarken, sadece yüzde 6’sı “yüksek” yaşam kalitesine sahip olduğunu ifade ediyor.
OKULDA DESTEK EKSİKLİĞİ VAR
Bir diğer önemli nokta ise okullardaki destek mekanizmalarının yetersizliği. Öğrenciler, öğretmenlerinden daha fazla geri bildirim ve rehberlik talep ediyor. Araştırma, okulda kendisini iyi hisseden öğrencilerin, öğretmenleri tarafından hem duygusal hem de zihinsel olarak desteklendiğini hissettiklerini gösteriyor. Buna karşın, psikolojik sorunlar için profesyonel yardım arayan çocuk ve gençlerin terapiye başlayabilmek için ortalama beş ay beklemek zorunda kalması tablonun ciddiyetini artırıyor.
EBEVEYNLERİN DURUMU
Ebeveynlerin büyük bir kısmı, okullardaki yardım imkanlarından haberdar olmadıklarını belirtiyor. Okula başvuran velilerin dörtte biri ise herhangi bir yardım alamadıklarını ifade ediyor.