DİLİMİZ KİMLİĞİMİZ; SAYGIMIZ, GELECEĞİMİZ

Türk Dil Bayramı’nı 13 Mayıs ve 26 Eylül tarihlerinde kutluyoruz.

Dilimiz Türkçe, yalnızca konuşma aracımız değil; bayrağımızın, inancımızın, kültürümüzün ve varoluşumuzun en güçlü sözlü ifadesidir. Dünyada 300 milyon Türkçe konuşan bir toplum olarak bu mirasa sahip çıkmak; ona sahip çıkmanın ötesinde, dilimizi bilinçle, özenle ve doğru kullanmak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının vatandaşlık görevidir.

“Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin...” (Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK)

Atatürk’ün bu sözü, bugün de yolumuzu aydınlatmakta, dilimizin önemini vurgulamaktadır. Sokaklarda, ağzımızı sağa sola götürerek konuşulan Türkçe, toplantılarda, televizyon kanallarında konuşulan Türkçe çoğu zaman özensiz, yanlış ve eksik kullanılmaktadır. Oysa dilimiz bizim anne sütümüz gibidir; onu süslemeye değil, korumaya muhtaçtır. Hiç olmazsa anne sütü hatırına, vedalaşmalarda son derece yaygınlaşan b..b.. ifadesini kullanmayalım! Türkçemizi, kaba, kırıcı ve anlamsız sözcüklerden arındırmak her vatanseverin sorumluluğudur!

“Dil, bir ulusun aynasıdır.” (Schiller)

Diline saygı duyan toplumlar başka dilleri ve insanları da saygıyla karşılar. Çünkü kendi dilinde hakkaniyetle konuşmayı öğrenenler, başka dillerde de anlayışlı ve adil olurlar.

Kendi dilinde doğruyu bilmeyenler başka dillerde yanlışı düzeltemezler.” (M. ŞAŞMAZ)

Bilim, teknik, sanat alanında ileri olan ülkeler; buluşlarını kendi alfabeleriyle, kendi sözcükleriyle adlandırırlar. Bizim de Türkçe’mizi bilimle, sanatla, teknolojiyle buluşturarak zenginleştirmemiz gerekir. Ne yazık ki, bazı çevrelerde Türkçe ikinci plana atılmakta; yabancı sözcükler ve alfabemizde bulunmayan harflerle, TDK’nun kurallarına uygun olmayan ifadelerle dilimiz bazıları tarafından kuşatılmaya çalışılmaktadır. Dilini seven toplumlar; konuşma dili ile kültür dilini birleştirerek, çağdaş ve güçlü bir kimlik ortaya koymaktadırlar.

“Dilinizi daima iyi kullanınız. O, sizi mutluluğa götürdüğü gibi felakete de götürebilir.” (Hz. Ali)

Dile saygı, bayrağa saygıyla birlikte yürür. Bayrağımıza gösterdiğimiz sevgiyi, diğer ülke bayraklarına da gösteririz. Çünkü bayrağını iyi temsil eden kişi, dilini de iyi temsil etmelidir. Dilimizde yapılan eksiklikler, söylenen sözün söylenmek istenen anlamı bulmasını engeller! Bu da iletişimde kopukluklara, yanlış anlaşılmalara yol açar. Bu eksikliğimizi gidermek için özellikle yurt dışında yaşayan ailelerin çocuklarını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından atanmış öğretmenlerin veya bulundukları ülke eğitim bakanlıkları tarafından atanmış öğretmenlerin derslerine katılmalarını sağlamaları, kendi dillerinde düzenlenen film festivalleri, tiyatro vb. etkinliklere yönlendirmeleri dilimize karşı vazifemiz olmalı!

Unutmayalım ki; olumsuzlukları önlemenin en güçlü yolu, dilimizi doğru, güzel ve bilinçli kullanmaktan geçer.

Rüyalarımızı, türkülerimizi, hayallerimizi, sohbetlerimizi ve bütün güzellikleri dilimizle güçlü kılmak, yaşamış olduğumuz ülkelerin diline de saygı göstererek, dilimize ait sözcüklerle dostlarımızın sözcüklerini karıştırıp DİL ÇORBASI yapmamak, inada değil, dile saygıya dayanan bir anlayışla geleceğe birlikte yürümek temennisiyle…

TÜRK DİL BAYRAMI’mız kutlu olsun!

Mehmet ŞAŞMAZ - Öğretmen