Ekonomi

Almanya’nın altınları güvende mi?

Almanya’nın altınlarının büyük kısmını ABD’de tutması bu günlerde tartışma konusu haline geldi. Trump döneminde altınların güvende olup olmadığı sorgulanıyor.

ALMANYA’NIN yaklaşık 3 bin 350 tonluk altın rezervinin önemli bir kısmı (1236 ton), yani 160 milyar euro değerindeki külçe altın, ABD’de saklanıyor. Alman kamuoyunda ise bu durum, özellikle Donald Trump döneminde yeniden tartışma konusu oldu. Soru şu: Altınlar gerçekten güvende mi, yoksa geri getirilmesi mi gerekiyor?

KARAR MERKEZ BANKASI’NIN

Alman Merkez Bankası, altın rezervlerini para biriminin istikrarını korumak amacıyla yönetiyor. Rezervlerin nereye konacağına ilişkin nihai karar da Merkez Bankası’na ait. Almanya’nın altınlarının yüzde 37’si New York’taki ABD Merkez Bankası kasalarında, yüzde 13’ü Londra’da, geri kalanı ise Frankfurt’ta tutuluyor.

SEBEBİ TARİHSEL

Peki, neden bu kadar çok altın ABD’de? Sebep tarihsel: İkinci Dünya Savaşı sonrası Bretton Woods anlaşmasıyla, dolar altına sabitlendi ve Almanya, 1952’de sisteme katıldığında ihracat fazlasından elde edilen dolarları altına çevirip ABD’de sakladı. Soğuk Savaş döneminde ise Sovyetler Birliği’nden uzakta tutmak güvenlik açısından mantıklı bulundu.

UZMANLAR İKİYE BÖLÜNDÜ

Kimileri Trump’ın söylemlerini risk olarak görüyor. Bazıları ise, ABD’nin New York’u güvenilir bir altın ticaret merkezi olarak kaybetmemek için ellerini çekmeyeceğini söylüyor. Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel, altınların Fed kasalarında güvende olduğunu ve özel koruma statüsüne sahip olduğunu vurguluyor.

BİR KISMI GERİ GETİRİLDİ

Almanya geçmişte kriz dönemlerinde bazı altınları geri getirmişti. 2013-2017 yılları arasında ABD ve Fransa’dan toplam 674 ton altın Frankfurt’a nakledildi. Diğer ülkeler de benzer adımlar attı; Hollanda, Avusturya, Macaristan ve Polonya kendi rezervlerini geri getirdi.

Altın rezervleri yalnızca finansal güvenlik için değil, bazı ülkelerde acil bütçe ihtiyaçlarında da kullanılabiliyor. Ancak uzmanlar, rezervlerin politik müdahalelere açılması durumunda uluslararası yatırımcı güveninin sarsılabileceğine dikkat çekiyor.