Almanya uyurken onlar mesaide
Almanya uyurken onlar mesaide
İçeriği Görüntüle

ALMAN otomobil üreticilerinin son finansal raporları, sektördeki krizin derinleştiğini gösterdi. BMW’nin faaliyet kârı pandemiden bu yana en düşük seviye olan 10,2 milyar Euro’ya gerilerken, Daimler Truck gibi ticari araç devinde kâr kaybı yüzde 34’ü bulmuş durumda. Ancak asıl alarm verici veriler, Avrupa’nın en büyük üreticisi Volkswagen cephesinden geldi.

VW’DE TARİHİ TASARRUF BASKISI

Volkswagen Grubu, 8,9 milyar Euro’luk faaliyet kârı ile rakibi BMW’nin gerisinde kalırken, verimlilik ve maliyet yönetimi konusunda tarihindeki en zorlu süreçlerden birini yönetiyor. Alman basınına yansıyan bilgilere göre; VW yönetimi, düşen kâr marjlarını telafi edebilmek için milyarlarca Euro’luk tasarruf paketlerini hayata geçirirken, Almanya’daki bazı fabrikaların kapatılması ve personel çıkarma gibi daha önce "tabu" sayılan önlemleri masada tutmaya devam ediyor.

ÇİN ETKİSİ: “ESKİ KALELER” SARSILIYOR

Alman üreticilerin içinde bulunduğu bu darboğazın temelinde, bir zamanlar kâr merkezi olan Çin pazarındaki radikal değişim yatıyor. Çinli yerel üreticilerin uygun fiyatlı ve ileri teknolojiye sahip elektrikli araçlarla pazarı domine etmesi, Alman devlerini köşeye sıkıştırıyor.

BMW ve Mini’nin Çin satışları yüzde 12’den fazla düşerken, Volkswagen’in pazar payı yerel markaların agresif fiyat politikaları nedeniyle hızla eriyor. Çinli tüketicilerin yazılım ve dijitalleşme odaklı beklentilerine cevap vermekte yavaş kalan Alman markaları, bölgede ciddi bir prestij kaybı yaşıyor. ABD ve AB’nin Çin menşeli araçlara getirdiği gümrük vergileri, Pekin’in karşı hamleleriyle birleşince, BMW örneğinde olduğu gibi marjları doğrudan aşağı çekiyor.

GELECEK BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR

Sektör temsilcileri ve uzmanlar, BMW’deki liderlik değişimi ve Volkswagen’deki yapısal reformların bu krizi aşmak için yeterli olup olmayacağını tartışıyor. BMW, cari yıl için faaliyet getirisinin yüzde 4 ila 6 gibi düşük bir bantta kalacağını öngörürken; Volkswagen ve Mercedes, maliyet tabanlarını düşürmeden küresel rekabette tutunmanın mümkün olmadığını vurguluyor.

Analistlere göre, Alman üreticiler sadece bir satış kriziyle değil, aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve ağır regülasyonlar altında bir "varoluş mücadelesi" ile karşı karşıya bulunuyor.